Başarı bütün olmaktır!.. [24 Temmuz 2002 Çarşamba]

Naim Süleymanoğlu; “pfff, pfff, pfff” diye üfürerek, perçemini uçuşturduktan sonra; “Hnnnnnn nıhh” diye asıldığı zaman haltere; Kulak memesinden basuruna, köpek dişinden nasırına kadar “dahil” oluyordu başarıya!.. İsteğiyle, çalışmasıyla, ve tepeden tırnağa kadar her hücresiyle bir “bütün” olarak giriyordu ağırlığın altına… Ve sonuç geliyor, netice alınıyordu.  {*} Bu “dahiliyeti” iyi anlamak lazım… Eğer o gün bir […]

2 mins read

Başaran; şüphe etmeyendir! [20 Temmuz 2002 Cumartesi]

Zaman zaman “başarı”dan söz ediyoruz ya… Ama zaten bir şeyleri başarmak istiyorsak; bundan, birbirimize ve çok sık da “kendimize” söylememiz gerekiyor… Değil mi?  {*} Ben sana; “ELBETTE BAŞARABİLECEĞİNİ” söylüyorum… Sen, karşımda heyecandan zıplayarak; “BAŞARACAĞINI” haykırıyorsun yumruğun havada… Gören; NİHAYET TETİĞİN DÜŞTÜĞÜNÜ sanıyor!.. Ama sen birazdan kendinle başbaşa kaldığında diyorsun ki; “Acaba?..”  {*} Terazi, iki kefelidir, […]

2 mins read

Başarmak umut taşımaktır [19 Temmuz 2002 Cuma]

Hastalar der ki hekimlere; “Bana bu hapı verdin, midemi ekşittin!..” Doktor da der ki, hastasına: “Mideni ekşitmeseydim, komaya girecektin!..”  {*} Bu, şununla da bağlantılı: Başarıyla kol kola girmiş insanların hayatını “iyice” inceleyeceksin… Her birinin NELER YAPTIĞINI VE NELER YAPMADIĞINI öğrenecek… Tavırlarını kopyalayacak… Ve de kendi istikametini seçtikten sonra yürümeye karar verip; başarmış olanlardan öğrendiklerinin ışığında […]

1 min read

Başarının şablonu başaranlardır [17 Temmuz 2002 Çarşamba]

İyi bakın… Başarmış insanlarda, ve özellikle de “başarılarını sürdürebilmiş” insanlarda; kazanmanın sırlarını da, artık kazanamamanın sebeplerini de bulabilirsiniz. İyi bakın; Bunu görebilirsiniz!..  {*} Bizler, mühim başarıların şahidi olduğumuzdan, şanslıyız… Öncemizde, bir iki “kara kuşak” yaşadı!.. İnsan sayılmak, ve hatta sadece hayatta bırakılmaktan daha özel bir taltif, daha büyük bir ödül beklemeyi aklından bile geçiremeyen öyle […]

3 mins read

Şakaya gelmez!.. [14 Temmuz 2002 Pazar]

Ha bir FIRININ içine girmek, ha bir İNSANIN içine girmek… Erbabı değilsen; Yanarsın!..  {*} Erzurum’dan haberin vardı, değil mi?.. Söylenenleri duymuş, yazılanları okumuş, ve resimlerini incelemiştin… Bindiğin vasıtada; Erzurum’a kimlerin ve ne için gittiklerine de şahit olmuştun… Sonra uzaktan gördün Erzurum’u, ve şööyle bir baktın… Sonra biraz daha yaklaşıp koyun ve keçi sürülerini gördün; kepenekli […]

2 mins read

Kurtçuk… [13 Temmuz 2002 Cumartesi]

Sevim’in kaplumbağaları vardı ya birer kibrit kutusu kadar… Hani geçen sene de emanet bırakmış ve sonra iki üç ay yarı aç tutmuştu hayvanları; fazla beslendiklerinden kabukları çatlamaya başladığı için!.. Gene bir Akdeniz turuna katılacakmış… On gün önce bir baktım ki; o ne?.. Eşşek kadar olmuş bunlar, sadece kulakları eksik!.. Küçüğü bile bir sigara paketinden büyük. […]

4 mins read

Fındık ağaçlarını KURTARIN!.. [12 Temmuz 2002 Cuma]

(Bugün gerçekten çok ciddi bir problemden bahsetmek istiyorum ki, eğer bunu söylemezsek vebali olacağına inanıyorum…) ….. İnsanoğlunun ve hayvanların en temel besini, elbette buğday. Fakat ülkemizde yıllardan beri, insanların “anlayamıyoruz” dedikleri bazı şeyler olmakta… Nedir bu anlaşılamayanlar?.. Amerika’da üretilen her yeni ürün, teknik, veya teknoloji en kısa zamanda ülkeye sokulduğu halde, buğday üretimi ABD’de dekarda […]

3 mins read

Sonuca süzülmek… [10 Temmuz 2002 Çarşamba]

Farkında mısınız bilmiyorum; insanların pek çoğu “sahnede görülmeyi” başarı sanıyor… Ama başarı sahne, şeref kürsüsü, alkış değil ki!.. Gözüken; başarının ödülü!..  {*} Gerçekten de biz, başarının “mükâfat”ını görüyoruz… Davet edilen birileri heyecan içinde merdivenleri tırmanıp diploma, madalya veya kupasını alıyor, kendisini hayranlıkla, imrenerek alkışlayanlara doğru kaldırıyor… Gözler ışıltılı…  {*} İşte şu an soru zamanı: Başarı […]

2 mins read

Hikâyesini dinle! [07 Temmuz 2002 Pazar]

Bu kadar kaset, kitap ve seminer bana hep ne dedi, biliyor musunuz?.. Şunu dedi: Kim olursa olsun… Konusu ne olursa olsun… Eğer yakınına "başarmış biri" gelirse, sakın kaçırma… Git, ve onun başarı hikayesini dinle!.. ….. Çünkü başarının sırları biribirine çok benzer… Eğitim alarak, pratik yaparak, veya hissederek bu sırrı çözememiş olanlar, başarılı kalamazlar!.. Neyi başarmış […]

3 mins read

Kimdi haklı çıkacak? [06 Temmuz 2002 Cumartesi]

Dünyanın hemen hemen her ülkesinden (birer “başarı örneği” olarak) gelen, sayısını hatırlamadığım kadar çok kişinin konuşmasını dinledim yıllar içinde. Sonradan çoğuna bakamayacağım kadar not tuttum bu seminerlerde… Sayamadığım kadar çok kaset alıp dinledim, kitap okudum… Bir gün, sulu kar yağarken, otobanda kaza yaptığımda arabadan kasetler fışkırmıştı!.. Halbuki teybi bile yoktu o zamanki arabamın. Teybi olmayan […]

3 mins read

Tesadüfen susulmaz!… [05 Temmuz 2002 Cuma]

“Yanılmış olamayız, bu adamın başarması mümkün değildir… Bir ince nokta, bir sır, bir anormallik var da bizden saklıyorlar… Belki de Şenol Güneş, Çernobil faciası zamanında radyasyonlu fındık yedi de o yüzden böyle acaip, normal dışı, tahminlerimize aykırı sonuçlar elde ediyor (!) mantıksızlığına kadar varacak olan lafları bırakalım artık… ….. Bırakalım, yoksa bu gidişle bir “EKİP”, […]

3 mins read

Her yanın hata!.. [03 Temmuz 2002 Çarşamba]

Eski bir Hint masalındaki, öyle bir ressam ki; "renklerin ustası" diye anılıyormuş ve kral bile kendisine onur madalyası vermiş… Çok çalışan, özel bir yorum ve renk anlayışına sahip olan bu büyük usta günün birinde bir okul açıp sanatının inceliklerini öğretmeye başlamış.  {*} Sen Olg Nes, Allah vergisi bir kaabiliyete sahipmiş ve çoğu arkadaşından hızlı başarı […]

3 mins read

Mıknatıs [12 Haziran 2002 Çarşamba]

Pembe Panter, Alf filan vardı bilirsiniz; arabaların veya dükkanların camlarına yapıştırılırlardı… İşte biz de bir zamanlar aynen öyle Pembe Panter veya Alf’ler gibi; (önümüzde olmayan camlara) yapışıp kalırdık sanki, evleneceğimiz kızı gördüğümüzde… Bazen ağzımız açık kalırdık boşluğa yapışmış olarak; bazen kafamız yamuk kalırdık boşluğa yapışmış olarak; bazen kolumuz bacağımız kıvrık kalırdık öylece, boşluğa yapışmış olarak!.. […]

3 mins read

Mırcan öldü!.. [07 Haziran 2002 Cuma]

Bu sabah öğrendim; Mırcan ölmüş… İştahını kabartan bir kuşu yakalamak için yola fırlamış!.. ….. Hatırlarsınız, bahsetmiştim size. Birer avuç üç kardeştiler, doğdukları fabrika bahçesinde… Adı kondu, eve geldi, yıkanıp temizlendi Mırcan… Önce kendisine çok saçma gelse de tabaktan yemeğe, çişini-kakasını hep aynı kabın içindeki kuma yapmaya alıştı… Oynamaktan bıkınca gelip önce kucağıma sonra da omuzuma […]

4 mins read

Su, kokarsa içilmez! [05 Haziran 2002 Çarşamba]

Çiçekler, “hortumları” neden sever bilir misin, diye sordu dedem… Ama cevabını da hemen yine kendi verdi: Barajlar “çiçekleri” sevdiği için!..  {*} Daha önce hiç düşünmemiş olmalıydım ki bunu, derinlerimde bir şeyler titredi sanki, sevinir gibi… Barajlar ve onlarda biriken sular olmasaydı, aklına mı gelirdi çiçeklerin; kendilerine su akıtan hortumları sevmek?..  {*} Sevgi; önce, muhtaç olana […]

1 min read

Dil yarası… [01 Haziran 2002 Cumartesi]

Bunun gibi hayal ürünü, akıl ve mantığın anlayamadığı hikâyelere "kurgubilim" diyorlar, demişti Lâle hoca… Ortaokula devam ediyordum ve ilk defa duyuyordum bu kelimeyi. Sonraları kurgubilim’i de "bilim kurgu"ya çevirdi; "Türkçe" denen dili umumhâne malına döndüren Agop’un aslanları!.. Kitaplarımızda hâlâ inceltme işaretleri olduğundan "hala" ve "hâlâ" kelimeleri aynı yazılmıyor; "babamızın kızkardeşi" anlamında hala yazdığımızda, başka biri […]

3 mins read

Baldaki sinek(!) [31 Mayıs 2002 Cuma]

(Beni az daha tanıyamayacaktı. Halbuki birkaç sene evvel bir sözüyle hayatımın seyrini neredeyse tamamen değiştirmişti.) ….. Bala düşmüş bir böcek gördünüz mü? Her taraf yiyecek ama, yaşayabilirsen!.. Bir sinek gibi kanatların yapışık öleceksen, farkeder mi; karnının da, gözünün de balla dolmuş olması?..  {*} Haftanın 6 günü birbirimizin peşinden koşup, alacakları vereceklere denk getirmeye çabalıyorduk, adı […]

3 mins read

Bize bir şeyler mi oluyor?.. [29 Mayıs 2002 Çarşamba]

Çocukluğunuz elinizde koca bir limon olsa… Ve siz de bu limondan bir bardak limonata yapmaya kalksanız, bu limonatanın tadı; hediyelerdir!.. En sevdiği bebeğin geldiği günü hatırlamayan kaç kişi var, veya ilk pilli arabayı kimin getirdiğini?.. Dedeniz bayramlarda ne verirdi; veya sene sonunda, kimden hangi hatıra kalmıştı?.. Sonra hani azıcık büyüdüğünüzde “gizlice” aldıklarınız; o içinizi hâlâ […]

4 mins read

Yemek yapmak cesaret ister [25 Mayıs 2002 Cumartesi]

(Bir ay önce yayınladığımız "Zavallılık Nedir" isimli yazımızın devamı) Hiçbir göz, kendi kendini göremez… Ve dahi bir gözün, kendini aynada görmesi için de ışığa, yani "aydınlatılmaya" ihtiyacı vardır… "Görünmeyi" beceremeyenlerin unuttuğu şudur ki; İyiniyet ve insanî davranışlar "içten dışa yansıyan" öyle bir ışıktır ki; bunlar o bedenin, her göz tarafından seçilmesini sağlar… En azından denemeye […]

2 mins read

Yol mu, sana çıkmayan!.. [24 Mayıs 2002 Cuma]

Bazı duyguları ifade edebilmek; Seni sevmek gibi güzel!.. Yani ben, kanatları zamklanmış bir kelebek gibiyim; parmaklarım bulamadığında seni, kağıdın-klavyenin üstünde… Ve zihnim soyulmadığında sana!.. Zihnim, soyunmuş bir elma gibi; Dişlediğin!..  {*} Esiri, "eseri"dir efendinin! ….. Efendim, merhamet edin!.. Niyetim, denizlerinizi çalmak değil; yakamozları seyretmek,,, ve kapattığınızda gözkapaklarınızı, kirpiklerinizi düzeltmekti… Niyetim; nefesinizin serinliğinde yıldızlarla dertleşmekti. ….. […]

1 min read