Vizyonun “tele”si, kulağın “küpe”si! [23 Mayıs 2001 Çarşamba]
Vizyonun “tele”si, kulağın “küpe”si! Özal bir vizyon adamıydı… Bazıları bu vizyonun “tele” kanadını sahiplendiler, bu parka kamp kurdular ve buradan herşeyin, herşeyin, herşeyin altını oymaya başladılar… (Bu her şeylerin hepsinin neler olduğunu söylemeyeyim ki kafam rahat kalsın!..) ….. Soru: Bu her şeyi oyucular her şeyin altın oydular da kendi altlarını niye oymadılar?.. Çünkü bunların pek […]
Duygusal alacakaranlık [22 Mayıs 2001 Salı]
Duygusal alacakaranlık Pişmanlıklara benzeyen bir “gurur” duygusu!.. Yahut, bir taraftan kendini takdir ederken kendin; bir de, içinde “vazgeç” diye yırtınan ağzın “payını” verme telâşı… ….. Yani bir duygusal alacakaranlık!.. {*} Yani ben, bir “kuyu karanlığının” içindeyken; bir de şu ay yansıtmasa ışığı… Yani bilmesem ki güneş yok değil!.. Yani, yapmam gerekenin; Sabretmek… Ve karanlıkla savaşmak […]
“.. büyümekten korkmasın!” [18 Mayıs 2001 Cuma]
“.. büyümekten korkmasın!” (Dünkü yazı ile bağlantılı) (Küçük çocukların ilginç bir özelliği vardır ya hani; ufak meselelerde ortalığı ayağa kaldırdıkları halde, büyük acılar karşısında tepkisiz kalırlar… Durumu idrak etme güçlüğünden midir bilmiyorum, böyle zamanlarda başka şeylerle ilgilenir, ya da öyle görünürler!..) ….. İşte, köşeye çökmüş ve ağlayan o kadının kucağında da üç yaşlarında bir çocuk […]
Bir kadın ağlıyordu… [17 Mayıs 2001 Perşembe]
Bir kadın ağlıyordu… Avucundaki elimi belli belirsiz sıkmasından, ona doğru yöneleceğimizi anladım. Çünkü dedem, anlık kararlar verirken hep böyle yapardı… Yaklaştık, çocuğuyla beraber orda köşeye çökmüş genç kadına ve bir metre kadar kalınca durduk. {*} İçinde uçurumlu feryatlar ve dibi olmayan derin sular olduğu halde, kalbi kuru ve çatlak çatlaktı, belli… Yere çöktü dedem; “Açsın […]
İki sevgi arasını sevgi ile doldurmak [16 Mayıs 2001 Çarşamba]
Bu başında sevgi vardı, en sonunda yine sevgi olacak… İnanıyorum! ….. Öyleyse bizim yapmamız gereken; Bu iki sevgi arasını yine sevgi ile doldurmak, Öyle değil mi?.. {*} Hımm, iyi laf!.. İyi laf da, bu laf; Evinde seni bekleyenler varken, “kendini bekleyecek” başka birilerini de bul, demek değil!.. Bu laf, kendi elinde başı okşanmamış çocukların varken, […]
Elimizden ne geliyorsa yaptık!.. [15 Mayıs 2001 Salı]
Ben İstanbul’un Anadolu yakasının çocuğuyum; Fenerbahçe de İstanbul’un Anadolu yakasının tek takımı… Raif abimin bağlaması ve bu sazın da çalındıkça sallanan parlak sarı ve koyu mavi ibrişim püskülü olmasaydı belki Fenerbahçe’li olmazdım… ….. Ama bugüne kadar hakkında en çok konuştuğum ve yazı yazdığım spor insanı Fatih Terim’dir ki, bu adam; BAŞARININ “BAŞARILABİLİR” OLDUĞUNU alıp, bir […]
Tarzan’ın televizyonu (!) [11 Mayıs 2001 Cuma]
Bir yanda Tarzan(lar) var, diğer tarafta ise Ceyn(ler)… ….. Tarzan; goril gibi davranan kayıp insan yavrusu… Tarzan; biraz maymunca, biraz aslanca, biraz ayıca, biraz filce, biraz bilmem neyce konuşmaya çalışan… Yani Tarzan; bunca “dil” arasında dilsiz kalan zavallı!.. ….. Ceyn ise ormana düşmüş dil güzeli!.. {*} Şimdi, kim; neyi seçmeli?.. Ceyn mi dilsizliği, “dilsiz”ler mi […]
Yağmur ne güzel şey! [10 Mayıs 2001 Perşembe]
Yağmur ne güzel şey! Yağmur ne güzel şey; Yeşilleri yemyeşil ediyor!.. Ve mavileri, ve kahverengileri! {*} Ne var ki dünyada; Maviden, yeşilden ve kahverengiden başka?.. {*} Yağmur, yine yağmur, yine yağmur… Her sıcacık gülümseyişinden sonra güneşin veya yeryüzünün kaskatı donmasından önce!.. ….. Yağmur, yine yağmur, yine yağmur; Bir bardak… Bir baraj… Veya ovalar dolusu. ….. […]
Sohbet serilen gölgeler!.. [09 Mayıs 2001 Çarşamba]
Varsay ki azgın bir köpek çiftliklerden birinden kaçtı ve vurdu köyün yoluna… Bir taraftan girip öbür taraftan çıkacaktı belki de.. Ama tam o sırada sen, evdeki tartışmayı yarım bırakıp, kızgınlıkla dışarı çıkmıştın… ….. Başka bir gün olsaydı, ağzında hırıltılarla koşan köpeğin yolundan çekilirdin elbette. Ama o gün, belki de kızgınlığını ondan çıkarmak için hayvanın üzerine […]
Kırma fidanlarımı (!) [08 Mayıs 2001 Salı]
(Kalem tutan herkese-2) Babamın bahçesinden üç tane fidan aldım. Köklerin bozulmaması için toprağıyla birlikte sarıp, hafifçe nemlendirdim ve dikkatlice büküp bagaja soktum… Sözleştiğimiz vakitte Yusuf’la (apartmanımızın görevlisi) beraber, tertemiz biçilmiş çimenin uygun yerlerine derin kuyular kazıp güzelce diktik onları. Tam da fidan dikme zamanıydı… Bir iki hafta geçti aradan. İki tanesi, minik minik yapraklarla tebessümler […]
Seniha(veya dilimizi şarkılardan öğrenmek!) [04 Mayıs 2001 Cuma]
Son yıllarda, Avni Anıl üstadın “Rüya gibi” esintisini ekranlardan bize üfleyen, Seniha’dan daha başarılı kimseye rastlamadım. (Elenor’a tebrikler…) Seniha; henüz, tomurcukları yeni açılmış bir gül… Seniha; “öze dönüş”ün trafik lambası!.. (Şimdi anlatacaklarıma dikkat ettiğinizde siz de fark edeceksiniz; üç yıl kadar zamandır aşikâr olduğu halde belki Seniha’nın bile bilmediklerini…) ….. Sanki bir rüya gibi geçen […]
Yarama şiir bastım… [03 Mayıs 2001 Perşembe]
Yarama şiir bastım… Tütün yoktu, tuz yoktu cââân; Yarama şiir bastım!.. {*} Surda yâre yâreydi güllelerin izleri; bendeyse pâre pâre, dudaklarının!.. Surlardaki yaralar dolar, kapanır ve örülürken ben; her bûsenin deliğinden burçlara asılırdım!.. {*} Yârelerimdi yârin göründüğü mazgallar; Her delikten cansuyum canânıma bakardım! İlaç yoktu, tütün yok ve tuz dahi yoktu cân; Her kanayan yarama […]
Çöplük çiçek kokmaz (!) [02 Mayıs 2001 Çarşamba]
Günün birinde (aynen sizin de verebileceğiniz gibi) karar veriyorum. Diyorum ki; “Ben yazı yazacağım!..” ….. Diyorum ki yeniden; “Yazacağım yazıların konularıysa şunlar, şunlar, şunlar olacak!..” {*} Yazacağım yazılar; futbolda yapılmış ve yapılmakta olan şikeler olacak… Her gün bir tane yazı çıkarabilir miyim bu konularda?.. Evet. Elbette… Ben yazı yazacağım ve seçtiğim konular; dağlar ve dağcıların […]
Çuvaldız! [01 Mayıs 2001 Salı]
(Çoktandır çuvaldızı “KENDİMİZE” batırmamıştık galiba; Öyleyse hazır olun, çünkü geliyor!) Bütün medya yöneticileri tahmininizden zekî insanlardır, unutmayın… Böyle olmasaydı, şu an göze batacak kadar ortada olmaz, eleştirilere maruz kalmazlardı. Unutulmaması gereken bir nokta daha var ki, o da şu; herkes DOĞRU BİLDİĞİ kendi yolundan gitmekte!.. Kişi popülizme inanıyor ve ardından gidiyor, komünizme inanıyor ardından gidiyor, […]
Gaz odası (!) [27 Nisan 2001 Cuma]
Gaz odası (!) (Kelem tutan herkese!..) Hastanenin, bizim grup tarafından buluşma yeri olarak belirlenmesi; o günlerde orada yatan arkadaşımızı bırakın, diğer hastalara dahi büyük bir moral olmuştu. Ona uygulanan sıcaklık, oda arkadaşlarına da sirayet ettiğinden, koğuşun ısısı tatlı tatlı yükselmişti. Hal böyle olunca; çekilen acılara rağmen, tebessümlerin suratlarda açılması ve minik kahkahaların kapı önlerinde duyulması […]
Yoldaki mezar [26 Nisan 2001 Perşembe]
(Dünkü yazıyla bağlantılı…) ‘Anlaşıldı’, diye kafasını salladı biri. Peki, henüz onlarla bir iş yapmadan insanları ayırabilir miyiz?.. – Biz belki ayıramayız da, onlar kendi kendilerini seçip ayırabilirler!.. – Nasıl yani, bu nasıl olacak ki? – Başlamışken bir hikâye daha anlatayım mı sizlere?.. İster misiniz?.. Ben heyecan içinde; – İsterim, isterim!.. Deyince dedem başımın tam tepesine […]
Kör adamın maymunu [25 Nisan 2001 Çarşamba]
Kör adamın maymunu Seslendiğini duydum. Baktım, eliyle beni çağırıyor. Koşarak yanlarına gittim. Cevizin altına sermiş oldukları kilimin üstünde oturuyorlardı. Dedem ağaca yaslanmıştı. Diğer üç kişi, sırtları eve dönük olduğu halde, ona bakıyorlardı. “Gel bakalım paşa, dedi dedem… Bir hikaye anlatacağım da, senin de dinlemeni istedim…” {*} Gözleri hiç görmeyen bir adam vardı. Bu adam, […]
Yalancı meme (!) [24 Nisan 2001 Salı]
Ahh, kaç gündür kaç tane yazı yazdım ve yok ettim hemen ardından… Kaç defa soruyorum kendime; Ben, acaba bu kadar “edepli” olmak zorunda mıyım? Sonra; “Evet”, diyor içimden bir ses… “Evet, çünkü sen sadece kendini temsil etmiyorsun!..” {*} Ama, bazen insanın, ister ya canı hani; Sopayla susturuluncaya kadar konuşmak, konuşmak, konuşmak… Bu; tahammül sınırlarını aşmaya […]
Güzelliklerin yıldönümü [20 Nisan 2001 Cuma]
Bugün, kâinatın gördüğü en güzel günün yıldönümü!.. {*} Bugün, gülümsemelerin bir mânâ kazanmasının yıldönümü… Bugün bütün güllerin, niye açtıklarını… Ve niçin böyle güzel koktuklarını anlamalarının yıldönümü. ….. Bugün; Bugün kâinatın gördüğü en güzel günün yıl dönümü!.. {*} Bugün günlerin, yılların ve bin yılların; istikamet öğrenişinin yıldönümü… Bugün, zamanın bir “kavram”a dönüşmesinin yıldönümü… Bugün idrakin; dahili […]
Siyaset yazmayabilmek (!) [19 Nisan 2001 Perşembe]
Onu markette her görüşümde (ki yılda birkaç defayı geçmezdi), köşemizde çıkan yazılardan bahsederdi bana, ışıl ışıl gözleriyle… Yani yılda iki veya üç dakika konuşurduk Hüreyre ile. ….. Ya o kaptı bizim Hasan’ı, ya da Hasan; “Bu çiçek ele gitmesin” dedi… Neticede yağmur, güneş ve gökkuşağının sarmaş dolaş halay çektiği bir günde ben de onların konvoyunun […]
