2003
Yaz, ma!.. [31 Temmuz 2003 Perşembe]
Bu köşe başladığı zamandan beri, dostlardan bahsetmekten çekinmedim. Mümkün olduğunca da çok isim yazmaya dikkat ediyordum; özellikle Stop köşemizin hareketli olduğu ve geniş yayınlandığı yıllarda. Size bir soru: Adından bahsedilmek insanların hoşuna gidiyor, öyle değil mi? Değilmiş aslında, bunun da bir yolu yordamı varmış… {*} Günün birinde bir dostum gelip suratını ekşitti ve şöyle dedi: […]
9’un ardından… [30 Temmuz 2003 Çarşamba]
Temmuz ayının son haftasıydı… Üzerine kat kat iplikler sarılmış tombul bir tırtıl gibi heyecanlıydım; çünkü yarmak vakti gelmişti artık ipek kozamı, ve ben bile ilk defa görecektim kanatlarımı… {*} Dosyam, boğulmuş ve kuma sırtüstü yatırılmış bir küçük çocuk gibiyken masaların üstünde; hayat öpücüğü gibi bir nefes üflendi içine: -”STOP” olsun!.. Adı konduğunda böylece, yine bir […]
Antipembe kalınmaz!.. [27 Temmuz 2003 Pazar]
(Halime Gürbüz’den "pembe zamanlar", Muammer Erkul’dan "pembe gülücükler"; hayatı tozpembe göstermek için elinizden geleni yapıyorsunuz gazetenizde. Tamam da, hayat sizin söylediğiniz gibi pembe değil ki, başka renkleri de var. Biraz da gerçekleri yazın; acıları, aldatılmışlıkları, kandırılmışlıkları…) ………. Yüz yazardan 98’i sizin söylediklerinizi yazmıyor mu zaten? Veya hayatın yüzde ikisi bile iyilik, güzellik, sevgi, hoşgörü değil mi?.. Veya şöyle […]
Hap, ve yutmak… [25 Temmuz 2003 Cuma]
Önce dalga geçiyor sanmıştım. Sonra anlattığını fıkra sanıp çok güldüm… Ama, ardından karar veremedim; ne kadar ağlayacağıma!.. {*} -Bizim oralarda insanlar, dedi… Ne zaman ellerine bir hap geçse, hemen yutarlar; "Nasılsa bir yerime iyi gelir" diyerek!.. ….. İşte bu lâfı ilk duyduğumda gerçekten inanamamıştım… Özellikle de ilaç ürkeği biri olarak; bir insanın, herhangi bir yerinde […]
Rengârenk [24 Temmuz 2003 Perşembe]
Vazgeç bütün renklerden, dedi. Beni dinle!.. O bir sesti artık benim için, ben ise onun için bir kulak; Doldu içime!.. ….. Sarı, ayrılıkları hatırlatıyor insana, diyerek devam etti: Kızarmaya yüz tutan kuru sonbahar sarılarından; yumuşacık, civciv sarılarına kadar vazgeç tüm sarılardan… Sana sarı yakışmaz, çünkü sarılar ayrılığı söylüyor bana… {*} Pembeler hayalperesttir, biliyorsun… Ayakları yere […]
Ateşe düş’tüm [23 Temmuz 2003 Çarşamba]
Ateşe düşer pervaneler… Ama pervaneler ateşe düşmeden; ateş düşmüştür içlerine!.. Ateş, pervanelerin içine düşer; Ve pervaneler, ateşe!.. {*} Ateşe düştüm… Ateşe düştüm, şuna karar veremediği gün zaman: Yanan hangisidir; Pervane miii, ateş mi?.. {*} Ateşe; düş’tüm… Ateşe düş’tüm ve ateş de bana düş’tü, her rüyâda!.. Rüyâlarım sürükledi zaten beni bu ateşin koynuna; Ateşe düştüm!.. {*} […]
Gündöndü [20 Temmuz 2003 Pazar]
Gündöndünün güne dönük yüzü gibi sana dönük yüzüm… Güneşimsin! {*} Bilirim ki; kavuşsam yanarım, ateşe düşmüş bir pervane gibi!.. Bilirim, ama dönemem arkamı yârime; var kalmak için… Sanki var kalmak, yâr kalmak gibi; yani sanki, yar kalmasam var kalamam… {*} Görmesem, kalsam karanlığında; solarım. Çünkü ben ışık solurum yüzünden, rengimi solurum!.. Görmesem titrer boynum, bükülür; […]
Simidin yarısı [18 Temmuz 2003 Cuma]
Saçın gibi savrulurken dumanı, içini çekti vapur; istim düdüğü ile… Güverteye atlayan son yolcu bendim; çözülen halatın üzerinden… Bir elimde, okuduğum yerde işaret parmağım kalmış kitabım, diğer elimde çantam ve bileğimde çıtır susamlı simit… ….. Ben büyüdüm, simitler küçüldü!.. {*} Zaman, pastırma bıçağı gibi!.. Bastırıp bastırıp doğruyor insanları tezgahtaki kurbanlık koyunlar gibi!.. Bizler bu yüzden […]
Çorba(!) [17 Temmuz 2003 Perşembe]
Yürüyerek eve geldik. Bahçeye girdikten sonra, dedi ki dedem: -Az evvel kibri anlatmıştım ya… Zannediyorum o zaman sen; “iyi ki örnek verdiği insanlar gibi değilim” diye düşündün, ve “nasılsa beni kastetmiyor” diyerek bir rahatlık rüzgârı gezindi içinde… Şimdi beni tekrar, ve çok iyi dinle… {*} Üç adam çağırmıştım sofraya. Ve bir koca tas çorba koyup […]
Leş [16 Temmuz 2003 Çarşamba]
Bir şeyler olur, dedemi hatırlarım ben… O gelir, ve yaralı gönlümü sıvazlar gibi fısıldar kulağıma, bana bir şeyler hatırlatır. Öyle zannederim. Ama içinde dedemle birlikte bulunduğumuz bir hikaye belirir zihnimde, ve; ben bunu daha evvel neden hatırlamadım, derim… {*} Balya telini kıvırıp, arka bacağına geçirmişler. Sonra teli çekerek düğümü iyice sıkıştırmışlar. Ve insanlardan en uzaktaki […]
Hani, yâr bakar gibi [13 Temmuz 2003 Pazar]
Hani, yar nasıl yanarsa içinde… İşte öyle özlenir, üç mevsim boyunca Kuzuluk!.. ….. Dördüncü mevsimin adı; vuslattır… Hasret biter. Yani artık "biz mevsimi" başlar Kuzuluk’un… Devran döner bir kere ve devri gelir devredaşların. *** Yeşil halıyla kaplanmış bir odaya girer gibi, sanki çıkartıp Aksartepe hizasında pabuçlarını, girince en çiçekli bahçeye; Çiçekler açar gönlünde… ….. Bir […]
Pembe gülücükler… [11 Temmuz 2003 Cuma]
Şimdi, çeşitli meslek ve yaşlara sahip dostlardan notlar var önümde… Bana hoş ve ilginç geliyor bunlar. Ve neticede bu arkadaşlar da sizin parçanız… Ilıkpembe’nin çıktığı 4 Temmuz Cuma gününden itibaren Çarşamba’ya kadarki bazı notları sizinle paylaşmak istiyorum. Farklı bir renk, değişik bir nefes, ve çeşitli sesler olsun… {*} "Yarına kadar beklemek zor geliyor, Ilıkpembe’yi kucaklamak […]
Bir yeşil bacak [10 Temmuz 2003 Perşembe]
Hafta sonu, bahçede, ceviz ağacının altında oturuyorduk… Yirmi beş, otuz metre kadar uzaktayken gördüm onu; hemen peşindeki bir dişi serçe kuşundan kurtulmaya çalışıyordu… {*} Arabanın bulunduğu taraftan belirdiler, peşpeşe… Kuş, bir kelebeği yakalıyor sandım… Ama dönüp terasın üst duvarına, ordan kiraz fidanının ince dalına, ordan altında oturduğumuz cevize, ceviz dalından da (içimi ürperterek) boynumu sıyırıp […]
Yavru ördek [09 Temmuz 2003 Çarşamba]
Hey!.. Hayatın daima gülümseyen yüzüne bakan, ve daima gülümseyen adam; Ben de sürekli gülümserdim geçmişte!.. … Şu an gülümsüyor olmandan bile, belki ne mühimdir biliyor musun?.. ….. Bunu öğrenmek için, şimdi beni iyi dinle. Kulağını güzelce aç, çünkü sana birkaç sırrımı vereceğim; İç içe sarmalanmış olarak… {*} Şu an gülümsüyor olmak kadar önemlidir; bir zamanlar […]
Su tabancası [06 Temmuz 2003 Pazar]
Ahmet Sırrı benim iyi arkadaşım ya; her görüştüğümüzde oturup, sohbeti karıştırırız birer bardak demli çay gibi… Geçen gün dinledim, şöyle anlattı: “Ağabeyimin kaynakçı dükkanında oturuyoruz, bir müşteri geldi. Yanında da küçük oğlu vardı. Çocuk elindeki su tabancasıyla sağa sola nişan alıp duruyordu. Adam, tamir için getirdiği kırık bir aleti önümüze koyarken sordu: -Bunu kaça kaynatırsın? […]
Bir bebeğimiz oldu!.. [04 Temmuz 2003 Cuma]
Müjde!.. Yeni bir bebeğimiz geldi dünyaya… Ilık pembe olduğu için, aynen öyle koyduk adını: ILIKPEMBE!.. {*} Yeni bir bebeğimiz geldi dünyaya… Biliyor musun; tıpkı sana benziyormuş, ve tıpkı bana!.. Kucaklamadım henüz… Ellerimin arasına alıp, şööyle bakamadım suratına… Ama, biliyorum ki; Bu bebek sen kokuyor benden fazla! {*} Hani, hatırlar mısın; Babaanneler, anneanneler, dedeler, teyzeler, halalar, […]
Bilmeden!.. [03 Temmuz 2003 Perşembe]
Bilmek ister misin; Bilmeden yaptığımı, her ne yaptı isem?.. Bilmeden yer açılmıştı sana, yakınımda bir yerde… Ve bilmeden sana ihtiyaç hissetmiştim… Bilmeden, öylesine, rastgele söylemiştim birine, ve seninle gelmişti karşıma. İlk, şunu sormuştum ona; “Bu kim, senin için?..” “Hiç” demişti sadece, beni sevindireceğini bilmeden!.. {*} Bilmek ister miydin; Bilmeden yaptığımı, her ne yaptı isem?.. Bir […]
Çöl bitti!.. [02 Temmuz 2003 Çarşamba]
(1) Bıraktığın yerdeyim, toprağa diktiğin bir çınar fidanı gibi. Büyüyorum, içime ve dışıma doğru… Bıraktığın yerdeyim; Çünkü, seni seviyorum!.. {*} (2) Bir sırrımı vereyim mi sana? Ben de sessizlikten çoook nefret ettim; ..biliyor muydun?.. ….. Dilin dokunmadan dudağıma, yapıştı ağzım ve içi dolu ama üstüne adres yazılmamış bir zarf gibi, unutuldum!.. Tarihi silinmiş yıllar içinde; […]
Çakır geçmişin yumuşak elleri [29 Haziran 2003 Pazar]
Geçen zamanın hep gözleri sıcak ve elleri yumuşak gelir bana… Çünkü elleri yumuşak, gözleri sıcak olanlar kalmış dünlerden, ve de hep bakışlarıyla elleri gönlünden ısınanlar kalacak yarınlara!.. {*} Kanlar; kuruyor… Canlar; uçuyor… Gözleri sıcacık bakabilenlerin, yumuşak kalpleriyle ortaya koydukları eserlerse bugüne kalmış, ve yarınlara kalıyor; Yenileriyle birleşerek!.. ….. Eserin nerde?.. {*} El ve eserden uçan […]
Kalbin işidir sevmek [27 Haziran 2003 Cuma]
(1) Elimizde değil ki; hepimiz farklıyız. Öyleyse, o kişiye kızma!.. ….. Varsın o (belki de senin hoşlanmadığın biçimde) insanların arasında olsun. Sana zararı yok ki bunun. Ama onu da sevenler, onun da elinden tuttuğu kimseler var… Önemli olan; onun "öğretilecek doğruyu" biliyor olması… Öyle, değil mi? {*} Düşün!.. Dünyada kaç insan var, ve "kaçı" zavallı?… […]
