Kimsin?.. [26 Haziran 2003 Perşembe]

(1) Kimsin?.. Hadi, seç kendini!.. Şu an, şu kadar insan var; kaçı ne yapıyor?.. Sen, ne yapanlardansın? Sen, kimsin?.. ….. Bunca insanın kaçı kitap okudu bugün, kitap okuyor?.. Peki kitap okuyanların kaçı "kitap" okudu, "kitap" okuyor?..  {*} (2) Yollar arasındaki fark; Ne kadar çok!..  {*} (3) Çoğunuz gibi benim de ilk hatırladığım; "evet-hayır" yarışması. Biri […]

2 mins read

Tak, tak, tak… Kimse yok mu?.. [25 Haziran 2003 Çarşamba]

"Tak, tak, tak!” Sanki kalbime vuruluyor; kapıma değil… Ama ben; Sanki kalbinden vurulmuş gibi, sessizce yığılmışım!  {*} “Tak, tak, tak!” -Kimse yok mu içerde?.. ….. Dişlerim, bir fermuarın dişleri gibi, kapalı. Ve dilim; yeni dökülmüş bir beton gibi!  {*} “Tak, tak, tak!” -Kimse yok mu içinde?.. Varım, var; ve bendeyken de sendeyim. Ama, benden çıkmam […]

1 min read

Yanmış bebek parmağı [22 Haziran 2003 Pazar]

Biliyor musunuz; Her birimiz bebekler kadar zekiyiz… ……. Her birimizin en az bebekler kadar zeki olduğumuzu söylemiş olmam; bebekler kadar zeki olanları küçültmek için sarfedilmiş bir söz de değildir. Değildir de, peki nedir? Bu cümle, parmaklarımıza bağlanmış birer kırmızı kurdeledir ki; Her insanın, en az birer bebek kadar zeki olduğunu hatırlayalım da, biraz daha hassas […]

2 mins read

Sarı çizmeli Mehmet ağa… [20 Haziran 2003 Cuma]

Sarı çizmeli Mehmet ağa… Kimdir bu adam… Hemen hemen her uçağın yolcuları, indikleri havaalanında, üzerine isim yazılmış kartondan tabelalar tutan bazı adamlar görür ya; bu alışılmış bir manzaradır. Eski tas, eski hamam; yolcu karşılamaya adam göndermek yeni değil tabii ki… Her ne kadar eski çamlar bardak oldu dense bile her işin bir püf noktası var… […]

2 mins read

O, bendim… [19 Haziran 2003 Perşembe]

İnsan şöyle biraz zaman bulup, veya bir "tepe"ye tırmanıp da yaşamış olduğu hayata ve insanî ilişkilere yukarıdan bakınca neleer neler görüyor… … Ama bunu görebilmek için de gözün biraz yosun tutması lazımmış, hatta hem aklın nasır, ve üstelik dilin de tüy bağlaması… {*} Uzun yıllarım, kendimi; "insanlığı düzeltecek kişi" sanmakla geçti… Bu kayıp yıllar, sıcak […]

2 mins read

Yazamayabilememek!.. [18 Haziran 2003 Çarşamba]

Doksandört yazında (birkaç gün evvel getirdiği karneyle yüreğinizi hoplatmış) şimdiki ilköğretim çocuklarının büyük kısmı Dünya’da bile yoktu. Doksandört yazında, en azından “fareleri ürkütecek” heybetimiz, ve (bıyığı çıkacak kadar) büyümüş olduğumuz da ispat olsun diye, bıyıklarımız bile vardı!.. Doksandört yazında kim neredeydi ve kim neye benziyordu, bilmiyorum. Ama, biz buradaydık; ben, ve sizler. En azından bir […]

2 mins read

Yazamayabilememek!.. [18 Haziran 2003 Çarşamba]

Doksandört yazında (birkaç gün evvel getirdiği karneyle yüreğinizi hoplatmış) şimdiki ilköğretim çocuklarının büyük kısmı Dünya’da bile yoktu. Doksandört yazında, en azından “fareleri ürkütecek” heybetimiz, ve (bıyığı çıkacak kadar) büyümüş olduğumuz da ispat olsun diye, bıyıklarımız bile vardı!.. Doksandört yazında kim neredeydi ve kim neye benziyordu, bilmiyorum. Ama, biz buradaydık; ben, ve sizler. En azından bir […]

2 mins read

Taa-tiiil!.. [15 Haziran 2003 Pazar]

Wvuu uf, etrafınıza bakar mısınız; her taraf gündem… Demli bir çay koyun kendinize de; ‘dem’lersin gününüz!..  {*} Tam, bir yazlık yazı girişi gibi oldu, değil mi?.. Sanki bir buçuk dönüm çimen, ve meyvelik, ve meşe ağaçları içine küçük bir evcik kurmaya çalışmak,,, yahut Kuzuluk İhlas Kaplıca Evleri’ne doğru yola çıkmak gibi… Hayaller gerçek oluyor sonunda; […]

3 mins read

Hasada beş kala… [13 Haziran 2003 Cuma]

Ne yapıyorsun, dedim.. Tohum ekiyorum, dedi…  {*} -Bu tohumları niye ekiyorsun, dedim.. -Çoğalsın, ve sonraki zamanlara da kalsın diye, dedi…  {*} -Ne ektiğimi biliyor musun? -Hayır bilmiyorum, dedim. -Öyleyse bilmenin yolunu bul, dedi!..  {*} -Sence ne ekiyorum, dedi… -Ne ekiyorsun? -Ben ektiğimi biliyorum… Üstelik sen de benim, ne ektiğimi bildiğimi biliyorsun… Şu an, ekilenden habersiz […]

2 mins read

Çal aklımı başımdan [12 Haziran 2003 Perşembe]

(Kapıma sarı-beyaz sarılmış hanımeline)   Sağanağa tutulmuş araba tozu gibi süzüldü gece… Karanlık aşağı aktı; Biz, yukarı çıktık!..  {*} Aklını başından aldığı kuşları, çıllgınlar gibi söyletecek bir sabaha erdi yolumuz şimdi, baksana; şakıır şakır ışık dökülüyor çiçeklerin üstüne… Renk renk bulutlara tutunarak, yeryüzüne çekti kendini az evvel aydınlık… Sanki hiç kimseler ağlamadı bu gece… Ve […]

2 mins read

Oğlak, kedi, tavşan… [11 Haziran 2003 Çarşamba]

Çoğu yazılmış,,, ve her an bitebilecek olan bir mektubum… Pulu yapışmış zarflar duruyor önümde… Bir kısmının üzerinde; “Cehennem” yazan!.. Korkuyorum; Girerim diye onlardan birinin içine!..  {*} Hafta içinde bir dostumdan geldi; belki sadece bana göndermişti, belki listesindeki bütün adreslere, bilmiyorum… Kısacık bir nakildi. Ben de size aktarıyorum: ….. Musa aleyhisselam, hangi işi sebebiyle Allahü teala’nın […]

2 mins read

Hayatın altın kuralları [08 Haziran 2003 Pazar]

Aşağıdaki satırların benzerlerini şu an dünyanın nerelerinde, daha kimler okuyor, kim bilir… Okuyacaklarınızın çoğunu duymuştunuz daha önce, biliyorsunuz. Ama yine biliyorsunuz ki; bunların sık sık hatırlatılması gerekiyor hepimize, ki bu (iyiyi-güzeli) hatırlatmalar, birbirimize olan borçlarımızdandır, öyle değil mi?… İnsanların daha iyi yaşaması için "40 altın kural" tespit edip, dizmişler alt alta. Bu gibi "tembih"ler aşılara […]

3 mins read

Su toplar parmaklarım! [06 Haziran 2003 Cuma]

Her harf, yakıp kâğıdı, tek tek dökülür yere; Eğer adını yazsam!..  {*} Gözüne baksam; ateş akar içime… Sokulsam; tenim kavrulur nefesinden, kururum susamış fidan gibi!.. ….. Aaah, dokunsam yârime; su toplar parmaklarım!..  {*} Saçının her bir teli ateşlenmiş fitildir, bilirim; değdiğinde yüreğime yeer(i)yerinden oynatır!..  {*} Eriyen bir kırmızı mumla mühürledin ağzımı; Hapsoldu dilim!.. ….. Mahpus […]

1 min read

Denize karışmak… [05 Haziran 2003 Perşembe]

Bugün, dedenin bahçesinden bir cep kayısı topladığını öğrendim… Ve yeşilken yolduğun bu kayısıların henüz olmadıklarını anladığını, çünkü hepsinin ekşi olduklarını öğrendim… Ama yine de, her şeye rağmen; hayatından memnun olmayan insanlar gibi, suratını ekşitmedim öğrendim… Bir de; beni sevdiğini öğrendim!..  {*} Şu an saat üç buçuğa geliyor. Ne zamandır kaçamıyordum buraya. Çimlerle beraber bütün papatyaları […]

2 mins read

İstanbul olmak! [04 Haziran 2003 Çarşamba]

İstanbul olmak ile İstanbul doğmak arasında fark var mıdır veya var ise bu fark ne kadardır, bilebilmek lâzım!.. İstanbul olabilmek ile İstanbul olmaya debelenmek arasındaki farkıysa gözlemek lazım; Bazen gülerek, ve bazen de ağlayarak!..  {*} İstanbul olmak; hem şiir yazabilmek, hem de şair olabilmek gibi bir hal ise de; bilen kaç kişi bunu?.. Yani, içinde […]

3 mins read

Bende bütün… [01 Haziran 2003 Pazar]

(-İçim, açmaya hazır bir gonca. Yapraklarım kıpır kıpır. Hayat SEN’den başka bir şey değil, sultanım…) (-Kabulümdür, ama bil şunları…) ………… Zerk olacağım içine; Damardan!.. Sen, “bana” gark olacaksın!..  {*} Nefes alamayacaksın bensiz,, ve benden kaçamayacaksın. Çünkü, “beni” taşıyacaksın sen diye!.. ….. Ne zaman baksan kendine; sende, beni bulacaksın…  {*} Arasan, bana “teninde” dokunacaksın… Ve hatta, […]

1 min read

Kulağımı kaybetme!.. [30 Mayıs 2003 Cuma]

Eline sağlık, iyi becerdin, dedi biri… Kasap teşekkür etti. Koyun, bir kere daha tepti bacağını!..  {*} Boğayı kapı ağzına getirip; “Seç birini, dediler. Ya öleceksin, veya öleceksin!..” Tercihini “ölmek”ten yana kullandı boğa ve saldırdı!.. İstiyordu ki; arenada, sırtına saplanan kılıçlarla ölsün de, bari “kulağı” kalsın hayatta!..  {*} “Eline sağlık, iyi becerdin” diye övülen matador yarım […]

2 mins read

Sırrım… [29 Mayıs 2003 Perşembe]

Biliyorum; başka bir âlem daha var… Ben, orda,,, uçuyorum; ama kimselere söyleme!.. ….. Bazen sen de oluyorsun orda; elim elinde oluyor ve gözün gözümde… Bir muzun kabuğu gibi dilim dilim, bölüm bölüm, kısım kısım açılıyorsun ve ben senin içini görüyorum. Yeşil bir yamaçta kaynayan gözenin göz gibi taşmakta olan serin suyunu alıyorum avuçlarımla,, içinden; Bu, […]

2 mins read

Ölmek ve aşk nasıl şey? [28 Mayıs 2003 Çarşamba]

Aşk; Koca bir sahra topunun ağır güllesiydi, kucağımda taşıdığım… ?..  {*} Kucağımda taşıyorken aşkı, ağır güllesi gibi koca bir sahra topunun; yıkıldım sırtüstü… Kocca gülle de, bir gözyaşı damlası gibi vurdu göğsüme!.. Üzerine kor düşmüş pamuk yığını gibi, delindim!.. Ve, mendile doldurulmuş kezzap gibi aktı içim; Yerlere serildim!..  {*} Kızgın bıçaklar ile dilinmeye başlandı benden […]

1 min read

Diken, gülün kendidir!.. [25 Mayıs 2003 Pazar]

Serâbın, suyunda yüzüm… Kumm dolu gözüm… ….. Şarap kusuyor zamaan,,, ve içimde, şarapnel parçaları!..  {*} Sıkıyorum dişimi. Doğursam; "acı" çığlık atacak!.. ….. Korkarım ki görenler, beni vahşî sanacak… Bedeni bedenimden kopup ayrılsın diye, doğurduğum bebeğin; dişle kemirdiğimi, göbeğinin bağını…  {*} Kızgın zamanın kustuğu sıcak şarabın ortasında, beyni kaynayan meczuptan farksız iken; Bir serâp buldum… Ama, […]

1 min read