“Tırmalanmış” mevzular!.. [08 Ağustos 2001 Çarşamba]

(Dünden devam) Memleketten gelen kaynana sabahın en erkeninde, bahçede köklediği çiçeklerin başında bağırıyormuş: -Niye bakmaysinuz bu bahçeye uşağum, her yani ot bürümuş… Haçan söktum hepsinu da lahana fidesu ektum… Üstuna pasanun bacağinu kirarum daa!.. ……. İşte bir “uşağun” çiçek merakı da böylece sona ermiş… Sonra mı ne olmuş?.. Ne olacak, kısa zaman sonra bütün mahalleli […]

4 mins read

Teknolojiden nefffret!.. [07 Ağustos 2001 Salı]

  Teknolojiden nefffret!.. Size… İnanmayacağınız bir şey söyleyeyim mi?.. Ki ben hâlâ inanamıyorum!.. ….. Şu, elimin altında bulunan bilgisayarımda; Aşağı yukarı son altı ay içinde ne yazmış ve kaydetmişsem… Ne kadar not almışsam… Ne kadar özet çıkarmışsam… Ne kadar fikir koymuşsam bir kenara, icabettiğinde çıkarmak için ortaya… Henüz bitmediği için ne kadar yazımı saklamışsam bir […]

4 mins read

Zurnacı Bulut… [03 Ağustos 2001 Cuma]

Yanımızda, daha önce hiç kimsenin görmediği bir adam ve onu getirip dedemle tanıştıran şahıs vardı… ….. Ben ancak yıllar sonra anladım ki, o günkü buluşmanın gayesi; dedem ile o yabancı adamı “karşılaştırıp kıyaslamak” gibi bir şeymiş… Ama şükürler olsun ki, daha o saat kaybolup gitti asık suratlı adam… ………………… Az önce buluşmuştuk, ve usul usul […]

4 mins read

Yoklamaya geldim [02 Ağustos 2001 Perşembe]

Yoklamaya geldim Toplamaya geldim; lacivert gözlerine düşürdüğüm yıldızlarımı!.. ….. Toplamaya geldim… Ve göz yaşlarım gibi onları biriktirip avuçlarımda; Koklamaya geldim!..  {*} Geldim… Geldim işte; Lacivert gözlerine düşürdüğüm yıldızlarımı toplamaya geldim… ….. Geldim!.. Gözünün bebeği gibi kalıp kalmadığımı… Ve yani; Enginliğinin ortasında beni sarıp sarmadığını hâlâ, bir küçük karacık gibi; Yoklamaya geldim!.. {*} Fırtınalar koptukça içinde; […]

3 mins read

Ve istikbale dair [01 Ağustos 2001 Çarşamba]

Ve istikbale dair (Şekere dair, dedeme dair, ciğere dair ve istikbale dair: 4) Herkes doyduğu zaman Yaşar amcanın sırtındaki gömleği terden sırılsıklam, karnı ise hemen hemen açmış… Üzümü getirmişler. Sofradakiler uzanırken, dedem minik bir salkım alıp kenardaki yastığa yaslanmış, ve iştahı kaçmış olan Yaşar amcaya demiş ki; -Defalarca konuşmuştuk seninle Yaşar… Sen, her konu açıldığında, […]

4 mins read

Nisan’ın 23’ü… -3- [23 Nisan 2006 Pazar]

(Mademki çocuklar içindir 23 Nisan, öyleyse üç gündür süren bu yazıyı bugün bitirelim hadi…) ….. Lütfen düşünün bir kere: Öğrencilerin önünde (gördükleri an ödlerini patlatan yığınlar yerine) incecik kitapçıklar… Her çocuk; “ben bu kitabı su gibi içerim” diyor sanki gözleriyle! O kitapçık bitince bir ince kitap daha geliyor, dersler yığılmıyor. Gerekiyorsa sınav her kitapçıktan yapılıyor […]

3 mins read

Nisan’ın 23’üne… -2- [21 Nisan 2006 Cuma]

(Madem ki çocuklar içindir 23 Nisan, öyleyse bu yazı Nisan’ın 23’üne olsun, demiştik ya dün. Hadi devam edelim…) ….. İstediğiniz kadar tartın okula gelen öğrencileri. 20 kiloluk çocukların, her gün sınıflarına 30 kilo civarında girdiğini noterlere tespit ettirin… Kitapları özel yayınevlerinin basıp satması veya devletin ücretsiz vermesi bir şey değiştirmiyor aslında. Milyonlarca çocuk bu sene, […]

4 mins read

Nisan’ın 23’üne… -1- Sizin bakan kaç kilo? [20 Nisan 2006 Perşembe]

(Mademki çocuklar içindir 23 Nisan, öyleyse bu yazı Nisan’ın 23’üne olsun… Fakat unutursam siz hatırlatın ki bana; sonbaharda, okullar açılırken bu yazıyı tekrar yayınlayayım. Bugün okuyamamış olanlar, bari o zaman okusunlar diye!..) ….. Bozun kafayı benim gibi; Yanınıza bir noter vekili alın, okulun kapısına bir baskül koyun ve okula her gelen çocuğu çıkartıp üzerine, kaydedin: […]

4 mins read

Ciğere dair… [31 Temmuz 2001 Salı]

(Şekere dair, dedeme dair, ciğere dair ve istikbale dair: 3) Mahalle komşularından biriymiş Yaşar amca, dedemin… O gün çarşıda karşılaşmışlar. -Yaşar, diye seslenmiş dedem. Dönerken bizim eve uğrayabilir misin?.. -Tabii ki uğrarım dede, demiş Yaşar amca. Dedem hemen manava girmiş, bir kilo taze fasulye ile iki kilo patates almış. Eline tutuştururken; -Canım şöyle güzel bir […]

5 mins read

Seveceksen beni sev [16 Nisan 2006 Pazar]

Kızacaksan “bana” kız… Ve “benden” bekle yerilmeyi! {*} Kim “sever” seni… Kim “söyler” sevdiğini… Veya kimin “zannedersin” seni sevdiğini? Peki sevildiğini işitmesi, her zaman iyi mi gelir bir kimseye? Yani, “sevdiğini” söyleyen ağza göre değişmez mi; sevilme şeklin? {*} Kızacaksan, bana kız sen; ama hep yanımda ol ve bana hep kız… Vuracaksan, vur bana; ama […]

2 mins read

İster kork ister sevin [14 Nisan 2006 Cuma]

Ödünüz kopacak bu yazıyı okuyunca!.. Konumuz çocuk… Yıllarca biz de çocuklar için yazıp çizdik, işimiz aşımız oldu çocuklar. Sadece bizim değil, aslında herkesin derdi çocuklar. Ve hatta sadece bizde değil, yeryüzünün her yerinde durum aynı. Nerde birkaç kişi toplanmış ve onların da çoluğu çocuğu var ise mevzu bu: Ne olacak çocukların hali? Ne yiyip ne […]

3 mins read

“Mandalina TV” [13 Nisan 2006 Perşembe]

Renk renk ve cıvıl cıvıl, hem de eğlenceler ve hediyelerle dolu olan; www.mandalina.tv adresindeki web sitesi, eski dostlarımdan Necmi Çiçekçi ve arkadaşları tarafından yayın hayatına başladı… Bu “televizyon” var ya, Mandalina TV… Şöyle yavaaş yavaş soyulur ve diliim dilim yenir. Adı üstünde yani!.. Şimdi bunları yazarken; “bu sitenin üyelerinden biri olup, saatlerce okumak, oynamak, yarışmalara […]

4 mins read

Bir sevgi hikâyesi [27 Temmuz 2001 Cuma]

Bu hikâye “vurdu” beni… İnternette bir sürü hikaye var ki “ilk yazanının” adı olmadan dolaşıyor kıtadan kıtaya, ülkeden ülkeye, dilden dile ve bilgisayardan bilgisayara… Ama bir de bunun güzel tarafını düşünün; ….. Uzun kış geceleri toplanılan soba başları… Milim milim oyulan kitabe taşları… Kitaplar, mecmualar, gazeteler; kuklalar, tiyatrolar, sinemalar ve radyolar, televizyonlar… Bunların hepsindeki asıl […]

5 mins read

Büyük “SIRRIMIZ” [26 Temmuz 2001 Perşembe]

BÜYÜK BİR SIRRIMIZ VARDI ASLINDA, TAA İŞİN BAŞINDAN BERİ; BELKİ KİMSELERİN BİLMEDİĞİ, BELKİ DE HER GÜN HAYKIRARAK ANLATSAK BİLE, KİMSELERİN DUYMAK İSTEMEDİĞİ, KİM BİLİR!.. AMA YİNE DE BU SIRRI; ARADAN TAM YEDİ YIL… KOSKOCA 7 SENE GEÇTİKTEN SONRA AÇIKLIYOR OLMANIN EZİKLİĞİ VAR İÇİMDE… Bu hafta YEDİNCİ yaşımızı bitiriyoruz… Artık “büyüyor” muyuz, ne!.. Peki “büyümemizi” isteyen […]

4 mins read

Bin yılın komedisi [09 Temmuz 2001 Pazartesi]

Bin yılın komedisi Sokaktaki adam öyle ince espriler yapar ve öyle “cuk” oturtur ki nükteyi yerine, şaşar kalırsınız. Dersiniz ki içinizden; “Ben bu konuda aylarca yazı yazsam, böyle çivi gibi çakamazdım kendi tespitimi en görünen duvara…” ….. Soruyorsun adama; “Dinledin mi Başbakanın açıklamasını?..” Diyor ki: “Hangisinin?..” {*} Anlamıyor ve “açıklanan konulardan hangisini” duyup duymadığının sorulduğunu […]

4 mins read

Pehlivanı güreştirmemek!.. [06 Temmuz 2001 Cuma]

  Gazetelerde okuduğum her habere inanmıyorum, çünkü gerçek tam tersi çıkabiliyor bazen… İşte o yüzden (temkinli davranıp) bu habere de inanamadım; çünkü herhangi bir bakanımız gibi Spordan Sorumlu Devlet Bakanımız Fikret Ünlü de, elbette, Edirne Belediye Başkanı’nı ve Güreş Federasyonu Başkanını telefonla arayarak; “Ahmet Taşçı’yı güreştirmeyin” demez, dememiştir. ….. Bir bakanda, hem de bir spor […]

6 mins read

Kırkpınar’dan kurtulmak (!) [05 Temmuz 2001 Perşembe]

  Hani derler ya; “ne yer ne yedirir”, hah işte bizimki o hesap… Herkesin birazcık eli üzerinde, ama hakkıyla iş yapan kaç kişi var?.. Sanki zaten sınırımızın dibindeki bu geleneği şöyle bir ittirelim de küllüm kurtulalım gibi bir tutum içindeyiz hep beraber… {*} Nerde kalmıştık? Şurda: Bütün gün aklım Kırkpınar’da (fırsat buldukça da) gözüm ekranda […]

4 mins read

Pehlivanlık rüyası [04 Temmuz 2001 Çarşamba]

  Son anda gitmekten vazgeçtim, ama elbette merak etmekteyim; 640’ıncı Kırkpınar kimin olacak?.. ….. Çünkü benim hatırladığım zamanlarda büyükler; “Pehlivan gibi maşallah” diye överlerdi çocukları… ….. Dedem (neredeyse, bezden-emzikten kurtulmuş) iki akran buldu mu, hemen biri birleriyle kapıştırır ve en az onlar kadar çırpınır, heyecanlanır, bazen altta kalanın bacağından tutup kaldırarak güçsüze yardım eder, ama […]

5 mins read

Cebindeki delik [03 Temmuz 2001 Salı]

    Cebindeki delik (İstediğiniz kadar kişiyle yapabileceğiniz bir anket sorusu vereyim size…) Deyin ki insanlara “Ozon tabakasındaki delik mi senin için daha önemli, yoksa kendi evinin tavanındaki delik mi?..” ….. Cevabı ben de biliyorum, sizler de biliyorsunuz… Değil mi?.. {*} Hah işte!.. “Cebinizdeki delik”, işte bu yara bandı ile tıkansın birazcık… Ve “birazcık” rahatlayın… […]

4 mins read

Mavi kâğıttaki daire [29 Haziran 2001 Cuma]

Mavi kâğıttaki daire Ya, etrafım kalabalıktı ve ben içimdeki huzura soyunmuştum; Koca bir kıtanın ortasında minik bir göl bulmuş gibi… … Yahut, kendi karam olan minik adacığımda kılıç çekmiştim rüzgâra; bilsem de böldükçe çoğalacağını… Kestikçe artacağını… Ve parçaladıkça fırtınalar koparacağını başımda!.. {*} “Bilmiyorum ki” yalanlarındayım şimdi; Ne zaman düştüğünü o sıcak damlanın içime; “Tıppp!..” {*} […]

4 mins read