Hayata devam sayfası… [08 Ekim 1999 Cuma]

Hayata devam sayfası… Umut; hakikaten aç ve açık insanların gıdası. Dün, saniye saniye size anlatmaya, nakletmeye çalıştığım "canlı arama" çalışmasını bazı TV ve gazeteler verdi… Devam sayfalarında! Fakat çoğumuzun idrak edemediği şu ki; Devam sayfalarına sıkışan bu habercik, orda ay ışığı varken içinde ışık yakmaya lüzum olmayan çadırlarda yatan, "koyun sürüleri" gibi beraber yaşayan insanlar […]

6 mins read

Saniyesi saniyesine bir kurtarma çalışması [07 Ekim 1999 Perşembe]

Saniyesi saniyesine bir kurtarma çalışması İzmit’te, 50 gün sonra yaşanan olağandışı olay… Gündüz İstanbul Cennet mahallesinden Fahriye Abla ile konuşmuştuk… Onun insanlara yardım konusundaki fedakârlığını bilen bilir. Depremden sonra da, oğulları ve İhsan Amca ona; yalnız başına eve çıkma konusunda “yasak” koyunca düşmüş yollara… “Birkaç gün sonra bir baktım ki yıkıntıların önündeyim” diyor. Ardından, oradakilerle […]

6 mins read

İlginç bir kıssa [06 Ekim 1999 Çarşamba]

İlginç bir kıssa Aslan ile kurt arkadaş olmuşlar… Açlıktan kıvrandıkları bir gün, ovada otlayan bir at görmüşler. Tepenin üstünde atı seyreden aslan, kurda dönüp sıra ile sormuş: – Gözlerim kızardı mı? – Evet, demiş kurt. – Kuyruğum dikildi mi? – Evet… – Tüylerim diken diken oldu mu?.. Kurt, yine; “Evet” deyince aslan yıldırım gibi ata […]

4 mins read

Babam kim olmalıydı [05 Ekim 1999 Salı]

Babam kim olmalıydı Acaba benim babam kim olmalıydı?.. Falan zengin var ya, acaba onun oğlu olmak nasıl bir duygu olurdu?.. Ya, o fazla göze batar; hem tanınmış olmasın, hem de gizli bir milyarder olsundu babam! Peki, ya şu tam da benim gibi düşünen yazarın evladı olsaydım… O evin atmosferini solusaydım, üfff!.. Veya ailecek tanıdığımız…bey ile […]

4 mins read

Deprem Dede! [04 Ekim 1999 Pazartesi]

Deprem Dede! Gâvuroğlu gâvur, sırf gıcıklığından, depremin gelişini “görmeyi seçti” ve felakete hazır bekledi. Şimdi açıklama yapıyor: “Depremde hayatını kaybedenlerin sayısı, üzülerek söylüyoruz ki 15’i buldu… Bu sayının bu kadar yükselmesine beşinci kattan atlayan bir hanım ve kalp krizi geçiren bir genç kız sebep olmuştur. Diğer 13 ölüm vakası da deprem anındaki telaşta meydana gelen […]

8 mins read

Ben, “kıskanan” olayım!.. [02 Ekim 1999 Cumartesi]

Ben, “kıskanan” olayım!.. Uyuduysan; Bebekler gibi masum, melekler gibi günahsız… Kıyamam uyandırmaya seni ve davet edemem günahlara!.. {*} Ama bir öpücük gibi de ulaşmalı bu satırlar sana… En azından yastığına konmalı kırmızı bir gül gibi. {*} Ve ben, ardından dualar etmeliyim mektubumun; Uyuduysan, uyanmayasın diye? {*} Bilirim, derdin; “Uyusaydım da ne farkeder?.. Cana can katıyor, […]

4 mins read

Baltanın sapı [01 Ekim 1999 Cuma]

Baltanın sapı Malaya, Singapur nerde, bilen var mı? Endonezya, Hindistan İstanbul’a ne kadar uzakta?.. Peki harita üzerinde Bornu, Cibuti, Zengibar, Mozambik’in yerini bir defada gösterebilen var mı? {*} Dünyada kaç ülke var sahi?.. Ya, Osmanlı’da kaç şehir? {*} Osmanlı, hükmettiği topraklardaki yönetiminin kötülüğünden, sömürü anlayışından, zulmünden değil; Adı konmamış, sayısı belirlenmemiş ve erkek adamların oluşturduğu […]

7 mins read

Bir gece daha [30 Eylül 1999 Perşembe]

Bir gece daha “Sizi bu saatte uyandırmak istemezdim, dedi kayınpederine… Altıbuçuk sularında deprem oldu da burda… Şiddetli değildi aslında. Ama biliyorsunuz ki o tedirgin oluyor. Şu anda beni duymuyor, cep telefonundan arıyorum…” “Tamam yavrum, dedi adam. Hemen arıyorum…” {*} Ardından telefon çaldı. Damat, kimin aradığından habersizmiş gibi üçüncü çalışında kaldırdığı telefonda kısa konuşup, ahizeyi karısına […]

6 mins read

Kral kim? [29 Eylül 1999 Çarşamba]

Kral kim? Fransa Kralı 4. Henri, bir gün ormanda atla dolaşıyordu. Gezintisi sırasında bir köylüye rastladı. Köylü, bugüne kadar hiç görmediği bu yabancıya sordu: -Kralın bugün buralarda gezinti yaptığını duydum. Ona rastladınız mı? -Evet. Ben şimdi onun yanına gidiyorum. İstersen seni de götüreyim. -İyi ama, ben kralı tanımıyorum. Etrafı kalabalıktır. Kendisine karşı bir saygısızlığım olmasın… […]

6 mins read

Müfreze [28 Eylül 1999 Salı]

Müfreze Masamın üzerinde gazetemizin yayınlamış olduğu ve sayfalarını kopartmadığım bir takvim bulunur. Elimin altındaki bir kitap gibi sık sık karıştırırım onu. Enteresan hatıralar, lüzumlu bilgiler ve tarihler mevcuttur bu takvimde. İşte bunlardan biri. Yaklaşık beş sene önce de gazetemizde Faruk Demir imzasıyla yayınlanmış, aktarıyorum: {*} Birgün şoförüm Ünver bana bir askerlik hatırasını anlattı. Şöyleydi: “Askerde […]

6 mins read

Kolay gele… [27 Eylül 1999 Pazartesi]

Kolay gele… Yirminci asır bitti; En gelişmiş bilimsel cihazlar ve laboratuvar imkanlarını ellerinde bulunduranlar bir tek hücre bile yapamadan!.. Yirminci asır bitti; Bir hücre yapamayanlar, bütün hücrelerin şuursuz toprak, su ve havadan ibaret olan tabiatta kendiliğinden olmayacağını anlayamadan. {*} Acaba bu durumda “topraktan daha bilgisiz, sudan daha akılsız ve havadan daha şuursuz olduğunu” nasıl izah […]

6 mins read

Eski güller!.. [25 Eylül 1999 Cumartesi]

Eski güller!.. “Hayret!.. İnanamıyorum bazen. On yıl, yirmi yıl önceki sevgiler bile bambaşkaydı. Şimdiki sevgilere güvenemiyorum ben…” diyordu. Haklı mıydı, bilmiyorum. Sizce haklı mı?.. {*}{*}{*} Bildiğim şu: Bu sözü duyduğumdan bu yana yirmi yıldan fazla zaman geçti!.. Geçenlerde hemen hemen aynı bir konuşmaya şahit oldum da… O da aynı düşüncedeydi; onbeş-yirmi yıl önceki sevgiler başkaymış!.. […]

6 mins read

Yuvalar boş kalmamalı [24 Eylül 1999 Cuma]

Yuvalar boş kalmamalı Daha az önce; epey zamandır uğraştığım havuzun başından gelirken ceviz ağacındaki yuva geldi aklıma… Tam altındaydım ve demin birkaç karga uçmuş ve yuvanın sahibi olan iki “guguşçuk” kuşunun kendilerine has “uçma seslerini” duymuştum. Geçen hafta cevizi silkerken çıkmıştım bu derme çatma yuvanın yanına. İki tane yumurta vardı içinde. Aklıma, şu yuvanın çalı-çırpısını […]

6 mins read

İnekler ve köprüler [08 Nisan 2010 Perşembe]

  Neredeyse sütten yeni kesilmişlerdi. Her sabah, daha güneş doğmadan evlerinden alındılar, annelerinden koparıldılar, yollara düştüler: “Koşmayı öğrenmeniz lazım, dediler… Öyle koşacaksınız ki; önünüzde kim varsa geçeceksiniz ve ardınızdakilere yakalanmayacaksınız!” Sevilip okşanma hatta annelerini emme yaşındaki binlerce buzağı, uykusuz göz kapaklarını açmak için zorlayarak bu tuhaf sözleri anlamaya çalıştılar! Aslında anlamadılar da, ama herkesin yaptığı […]

2 mins read

Valizi hazır tutmak [23 Eylül 1999 Perşembe]

Valizi hazır tutmak Sermayesi okuyucusunu korkutmak, tedirgin etmek olan biri olsaydım 16 Ağustos’tan bu yana yazdıklarımla sizi korku tünellerinde tutabilirdim… Ama zaten cümbürcemaat “korku filmleri” seyreder olduk. Hem de Marmara Bölgesi, Anadolu, hatta bütün dünya insanları olarak. Korkutmak, insanlara ne kazandırır ki? Yahut “söylentiler” sallamak!.. {*} Bugün (yani size göre dün) son iki ayın (Ağustos-Eylül) […]

6 mins read

İnsanlarla beraber… [22 Eylül 1999 Çarşamba]

İnsanlarla beraber… İnsanlara saygım var… Ve insanları seviyorum. İnanıyorum; insanlarla beraber olmalıyım. Çünkü insanlarla beraber olmazsam, bendeki yanlışları göremem… İnsanlar birbirleriyle beraber olmazlarsa kendi yanlışlarını düzeltemezler. {*} İnsanlara saygım var… Ve insanları takdir ediyorum. İnanıyorum; insanlarla beraber olmalıyım. Çünkü insanlar biribirlerinin zımparası! İnsanlar; çevrelerindeki insanlar olmasa rendelenemezler, yontulamazlar ve zımparalanamazlar. {*} İnsanlara saygım var… Ve […]

5 mins read

Alamanya muhabbetleri! [21 Eylül 1999 Salı]

Alamanya muhabbetleri! Bir yıldır görmemişim… Gecenin yarısı sesini duyar da durur muyum?.. Otobana çıktığım gibi onbeş dakikada sesinin geldiği yerdeydim. Çoğunuzun gündemindedir ya bu aylarda “Alamancı” muhabbetleri. Alın bir tane de benden: {*} Sarı bir Alman hatunu, apartmanın önündeki konteynere çöpünü dökecek… Ama bakıyor ki dolmuş. Üzerine çıkıyor, bastırmak için… İşte o an “gaytan bıyıklı” […]

4 mins read

Hicrî senebaşı ve kanaat [20 Eylül 1999 Pazartesi]

Hicrî senebaşı ve kanaat Bugün 20 Eylül…Hicret’in 1378’inci yılınınve Hicrî-Şemsî yani “Hicret ile başlayan “güneş takviminin” ilk günü. Bu takvim de aynen Mîladî sene gibi olduğundan; Hicrî sene de 365 günde bir, her 20 Eylül’de değişiyor. {*}{*}{*} Hicret; Sevgili Peygamberimizin artık yaşanılacak gibi olmayan Mekke’den, Hz. Ebû Bekir ile birlikte yola çıkıp, şehrin 5.5 km. […]

5 mins read

İnsanın hiçbir şey düşünemediği an… [18 Eylül 1999 Cumartesi]

İnsanın hiçbir şey düşünemediği an… Odamda değildim… Alt katta, salondaki yemek masasının üzerine dağılmıştım… Telefonum açıktı, zaman zaman mesajlar alıyordum ve biraz dalgın, hiç acelem yokmuş gibi “mesajlar” diye bir başlık yapmaya çalışıyordum, elle oynayarak… Misafirler gecenin onikisinde gitmişlerdi. Bir ara üst kata çıktım, terasa açılan pencereyi ardına kadar açıp başımı ve omuzlarımı dışarı uzattım. […]

8 mins read

Besle beni [17 Eylül 1999 Cuma]

Besle beni Bir koyunun var. Bahçende dolaşıyor… Ama sen onun bahçendeki otlardan yemesine mani oluyorsun. Anlamıyor… Sana boş boş bakıyor ve birazdan tekrar önündeki otları yemeyi deniyor. Sen yine kızıyorsun. Onun, bahçendeki otlardan yemesine yine mani oluyorsun. {*}{*}{*} Bir koyunun var… Ve onun ota ihtiyacı var. O koyun seninse ve kendi bahçendeki otlardan yemesine izin […]

6 mins read